5 Mart 2015 Perşembe

Bir mal alırken satıcıya güvenilmeli mi ? Satıcıya mı güvenmeli ?!

Halk arasında "satıcı" diye andığımız kişiler pek makbul kişiler olmadıklarından bu kelime ile anılırlar. Mantıken de bu durumda bir hata yoktur. Satıcı kendisini düşünendir, satıcı kendisini düşünür. Kısa ve uzun vade düşünen satıcılar vardır. Uzun vadeli düşünen satıcı kendisini düşünürken alıcının da gönlünü hoş tutmayı bilendir. Burada alıcının rolü, yapması gereken, satıcıya yem olmaması için bilmesi gerekenler nelerdir ? Bunları konuşabilir miyiz ?
 
Mesela bana göre aldığı bir teknolojik ürünü "sevmek isteyen" ! alıcı (tüketici) çok acayip bir karakterdir. Günümüz teknoloji Dünyasında bir ürünün cezbedici ömrü 2 yılı geçmiyor. Diğer yandan her yıl bir üst modeli gelen ürünlerde tüketiciye bazı özelliklerin gıdım gıdım verilmesi bir nevi satıcının bize oynadığı bir tüketime teşvik yemi-tuzağı gibi değil mi ? Hal bu iken bir ürünü sevmek, ona duygusal bağ ile bağlanmak nasıl bir ruh halidir ?! Nasıl bir gereksinimdir ? Benim bildiğim canlılar sevilir, cansızların ise yer-zaman ve coğrafyaya göre anısal anlamı olabilir. Mesela yıllar sonra hayatta olmayan birisinin fotoğrafını çekmiş bakarken o fotoğrafı çeken makinam için "Aaaah ah ne güzel çekmiş makinam" mı deriz yada demeliyiz !!! Yoksa o fotoğrafın bize anımsattıklarını mı bir süre olsun için hislerimizle yaşarız ? ! Siz makinanızı seviyor musunuz ? Bu sevgiyi nasıl tarif edebilirsiniz ? 2 elle tutulup köküne kadar yavaşça basılıyor olması mıdır makinaya beslenen sevginin gizli cinsel teması yoksa !

 -
Misal ben en son makinamı aldığımda "Vaaay bee adamlar ne biçim teknolojik alet yapmış" dedim ama o cansız bir araç, hiçbir sevgiye dair his hissetmedim. Duyguma karşılık verebilen bir şey değil çünki. Ama mesela bir köpek olsa sevildiğini bilir-anlar tepki verir, kedi olsa öyle falan. Makina napar ? Karşılıksız sevgi duymak ruhsal bir problem değil midir ? Oha falan oldum şimdi ! Oha mı ? Sizi asla sevmeyeceğini bildiğiniz birini sevdiğinizi düşünün ? Onun gibi bir şey bir nebze, mesela ? ! 
 -
Derken çok güzel bir yorum geldi. Önemli kişilerden alınan hediyeler "manevi değer" taşıyan cansız şeyler !.. Böyle şeyler sevilemez mi ? Böyle şeylere karşı hissedilen duygunun adı nedir ? Gerçi yukarıda açıkca belirttiğim kapsama bu tür şeyler girmiyor. Yine de düşünmediğim bir yöne bakabilmemi sağladığı için oldukça yararlı bir yorum oldu benim için.
 -
Herkes her şeyi aynı hislerle görmüyor olabilir, her şeye aynı hisleri beslemiyor olabilir. Ben özellikle bir teknolojik ürüne dair "sevgi" hissedilmesini konuşmak istedim. Fakat örnek vermek açısından sizin sevdiğinizi söylediğiniz obje ve araçlardan da elbette söz etmelisiniz. Diğer yandan kullanırken size kolaylık sağladığı için, anı değeri olduğu için sevmek ile bir teknolojik ürüne duyulan sevgi ve bu sevginin verdiği etki ile bir ürüne fanatizm derecesinde bağlılık duymak, ürünün eksiklerini görmemek konularının da konuşulmasını isterim. Elbette ki bazı ürün ve objelere karşı duyulan hissiyatın maddesel, fiyatından sebeple falan olduğunu düşünmem. Diğer yandan cep telefonlarımızı da çok fazla sevmemiz gerekir bu durumda. Onlar da bize en uzağından en yakınımıza kadar tüm sevdiklerimizle iletişim kurmamızda aracı oluyorlar. Peki bir de şöyle bakalım o zaman. Sevgide sadakat olmaz mı ? Öyle ise 1-3-5 yılda bir değiştirdiğimiz cep tel, foto makinası vb. gibi bu teknolojik ürünleri severken birer şıpsevdi miyiz ? İşimizi gören, ihtiyacımızı gideren şeyleri mi seviyoruz ? Sevgi böyle bir şey mi ? Sizin dediğinize göre canlıyı severken sevgi başka bir çerçevede ve cansızı severken ise başka. Bu da anlaşılabilir. Fakat ben buradaki hissin adının "sevgi" den başka bir şey olabileceğini düşündüm de konuşmak istedim. Unutmadan !.. Burada para ile satın aldığımız teknolojik ürünleri öncelikli konuşmak istedim. Bu durumda şu da sorulabilir. Sevgi satın alınabilir mi ! Öyle ya kendimize sevecek oyuncak yada araçlar mı satın alıyoruz ? Bu durumda para ile sevgi mi alıyoruz ! Sonra daha iyisini alınca öncekine-eskisine sevgimiz azalıyor ve yenisini mi seviyoruz !? Bu mu sevgi ? Sizin foto makinası sebepli insan ilikşileri kurma olayında etken araçtan ziyade ortak bir konuda buluşabilmek değil midir esas olan? Yani "Bak ben bu makinayı seviyorum, aa evet ben de seviyorum" diye mi güzel bağlar kurulabiliyor, yoksa ortak hobiniz mi, ortaya çıkarılan sonuçların paylaşımı mı bizi birleştiren? Maksat birilerini kırmak, incitmek değil. Yanılıyor olabiliriz, farklı görüşlerden kendi görüşümüzdeki eksikler, yanılgılar nedir öğrenebiliriz. Görüşlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. 

* "Teknolojik ürünler de olsa sevilebileceğini düşündüğünü söyleyen bir katılımcıdan farklı bir görüş geliyor. Harika !.. Şöyle de bir kıyas getiriyor "Kardeşimize hissettiğimiz sevgi ile idolümüz olan bir sinema yıldızı, sporcu vb. kişilere hissettiğimiz sevgi aynı değil ama hepsi de sevgidir. Yerden bir taş alıp şekli, rengi vs. nedeni ile onu yıllarca oyuncak olarak veya model olarak, anı olarak kullanan birisinin para vermediği için o taşı sevmediği söylenebilir mi ?" diyor ama burada var ise duygusal bir bağlantı onun isminin "SEVGİ" olduğu söylenebilir mi ? Ayrıca eğer ki para ile satın alınmamış ise benim konusunu ettiğim olayın içine girmiyor ama yine farklı bir bakış açısı. Güzel... 

Not : Hala kişiye saldırı, iftira ve hakaret gelmemesine inanılmaz şaşırıyorum !.. 

Devam ediyorum ve diyorum ki...
"
Para ile alınılan sevgi türlerinde para ile elde edilen her türlü şey de zaten sizi sevmez. Misal para ile gözü boyanarak elde edilen biri yada bile bile sizin onu rahat ettirecek paranız olduğu için sizinle olan biri. Burada satın alınılan şey sizi sevmez ki zaten, siz onu sevdiğinize inanırsınız veya kişiyi maddi imkanlarınız ile aldattığınız için o kişi sizi sevdiğini zanneder !.. Tıpkı bir teknolojik üründe olduğu gibi. Yerde bulunan taş konu dışında kalıyor. Size verilen bir hediye gibi şeyleri de konu dışında tutuyorum. Anı değeri olan şeyler kişi için değerli görülür ve milyon kopyası dolaşımda olsa bile sizinki size özel olur. Başlıkta da belirttiğim üzere konu satılan-alınan, bir ücret karşılığında elde ettiğimiz şeyler üzerine. Size katıldığım yerler var. Özellikle sevgi türlerimiz var, bu konuda sizi anlıyorum. Şuradaki sözünüz insanlar arası ilişkinin bir aşamasını tarif eder gibi tıpkı "Bir Fotoğraf makinesini teknolojik açıdan ya da görünüş açısından hoşunuza gider fakat alamazsınız paranız yetmez ya da başka nedenlerden ötürü paranız olunca aldığınızda daha büyük bir hoşlantı olur daha narin davranma daha özel bir yerde saklama gibi tabi bu heveste olabilir" Her hoşlandığımız insana karşı hislerimiz sevgiye dönüşmeyebilir değil mi ? Her hoşlanılan cihaz da sevilemeyebilir elbette !.. Sevgi için biraz daha derinlik, biraz daha emek, biraz daha yaşanmışlık olmalıdır (ki bunların olması için de karşılıklı bir sevgi olması şarttır). Şart değil tabi ama olur ise "sevgi" kelimesi anlamına varmış olur. Diğer bir örnek de mesela "İşkembeyi seviyorum ama dokunuyor, yiyemiyorum arkadaş" !.. Fakat kalkıp da her yerde işkembeyi savunup, öven, fanatik hale varan bir kişi görünümü çizmeyiz değil mi ? Fakat teknolojik ürünlerde seven kişi aşırılığa varan saplantısal bir duruma ulaşabiliyor. Bir insanı, bir canlıyı kusurlarını kabul ederek sevmek bazı durumlarda kabul edilebilir. Satın alınan bir ürünü bu şekilde sevmek kabul edilebilir mi peki ? İşkembe örneğindeki gibi sevilemez mi, güzel amma deyip kusurları da söylenemez mi ? "
 -
Son olarak da ,
"Bana göre atasözümüzde söylendiği gibi "Kimse malım kötü demez" !.. O sebeple amacı o şeyi satıp para kazanmak olan kişi ve bu işi profesyonelce yapan kişi bunu asla söylemez. Bu sebepledir ki "satıcı" güvenilmezdir ! Fastfood kansere sebep, şişmanlarıyor bir çok hastalığa sebep. Peki siz bu yönlerine dair satıcısından zerre bir ifade duydunuz mu !? Fakat millet seviyor-yiyor !.. Diğer yandan ben hiç kimsenin çıkıp da bilmem "x burger", bilmem "Ye Danılds" şöyle iyi, böyle süper, "sen hiç yedin mi ? yemediğin belli ye de konuş", "gel sana yediriyim! :)" gibi öven ve savunan kişiler görmedim. Bu iş fotoğraf makinasına gelince neden böyle kanlı bıçaklı birer futbol holiganı tarzına dönüşüyor ?! "
Diyorum ve konu forum sayfalarının diplerine dalarak yok oluyor. Konu kavgasız, kişilere saldırılmadan, iftira ve hakaretlere sapılmadan farklı görüşlerin de paylaşılarak genişlediği harika bir düşünce paylaşımı örneği olarak benim için çok özel bir değer olduğu için yok olup gitmesine izin vermek istemediğimden burada yer almıştır.   

Daha derinlere dalmak isteyene http://forum.donanimhaber.com/m_74138691/tm.htm